Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    VAN İLİMİZ

    Paylaş
    avatar
    ErKuT

    Mesaj Sayısı : 304
    Yaş : 26
    Nerden : FaTsA!..
    Rep puanı : 0
    Points : 2377
    Kayıt tarihi : 31/08/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/100  (1000/100)

    VAN İLİMİZ

    Mesaj tarafından ErKuT Bir Perş. Nis. 02, 2009 4:37 pm

    Van Doğu’da turizmin başkenti olmaya aday. Urartu uygarlığının başkenti oluşu, gölü, kedisi, çok özel mutfağı, kahvaltı salonları, konuksever halkı ile yerli-yabancı gezginlerin aradığı birçok şey var Van’da.
    Türkiye’nin Doğusunun incisi diye boşuna dememişler Van’a. Neredeyse deniz büyüklüğünde olan ve Vanlıların da gölden çok deniz diye tanımladıkları Van Gölü’nün kıyısında binlerce yıllık bir uygarlığın üzerinde gelişmiş bir kent olması, bugünkü Van’ı her yönüyle çekici kılıyor.

    İran sınırında ve tarihi ipek yolu üzerinde bulunması, Van’ı her devirde ekonomik açıdan canlı yapmaya yetmiş. Bugünkü Van, modern bir kent görüntüsünde. Geniş bulvarları, meydanları, iş merkezleri ile Van’a tatil ya da iş amacıyla gelmiş ziyaretçiler aradıkları her şeyi bulabilecekler. Doğu Anadolu’da yeşili pek görememiş, özlemiş olacaksınız. Ama Van’a gelince bu özlem büyük ölçüde giderilebiliyor. Üstelik ulaşım da kolay. İstanbul ve Ankara’dan her gün karşılıklı uçak seferiyle ulaşılabiliyor bu güzel kente.

    Görülmeli
    Van Kalesi
    Urartu Kralı 1. Sarduri tarafından yaptırılan kale, eskiden Urartu medeniyetinin başkenti olan Tusba´nın merkeziydi. Osmanlı döneminde ise bu kale Van Beylerbeyliği´nin merkezi oldu. Kalenin Van Gölü ucundaki Madir Burcu´nda Asur Dili´nde yazılmış 6 adet kitabe bulunmaktadır. Kalenin batı ucunda Argisti mezar girişi yanındaki duvarda uzunca bir yazıt yer almaktadır. Yukarı Kale tarafında Kral Kaya Mezarları, Süleyman Han (Vanik) Camisi, halk arasında ´Bin Merdiven´ diye bilinen Urartu kaya basamakları, Kesik Deve Boynu tarafında ise doğu kral mezarı, hazine kapısı (Analı Kız), kaya mezarı, Abdurrahman Baba Camii ve Türbesi yer alır. Kalenin güneyinde ise eski şehrin kalıntıları bulunur. Aşağı şehir diye bilinen bu kısımda 12. yüzyılda Ahlat Selçuklularınca yaptırılan Ulu Cami, Hüsrev Paşa Camii ve Kümbeti, Kaya Çelebi Camii, Kızıl Cami, Çifte Hamam, İkiz Kümbetler ve 18. yüzyıldaki depremde ağır hasara uğrayan Surp Paulos Kilisesi´nin duvar kalıntıları görülebilir.

    Urartu sulama kanalları
    Keşiş Gölü´ndeki sulama tesisleri Rusahinili´nin kurucusu 2. Rusa tarafından yaptırılmış. M.Ö. 700´de Toprakkale´ye taşınan başkente su sağlamak amacıyla 2544 metrelik Erek Dağı´nın üzerindeki barajlar sağlamlaştırılmış ve yenileri eklenmiştir. Günümüzde Faruk Bendi olarak bilinen baraj geç Roma döneminden kalmadır.

    Çavuştepe
    Çavuştepe Kalesi, Urartu Kralı 2. Sarduri zamanında kurulmuştur. Yukarı Kale ve Aşağı Kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Yukarı Kale´de Haldi Tapınağı, Aşağı Kale´de ise depo binaları, saray, mahzenler ve Urartu Tanrısı İrmusi´nin tapınağı bulunmaktadır. Van´ın 26 kilometre güneydoğusunda yer almaktadır.

    Hoşap Kalesi
    Urartular döneminde yapılmış, daha sonra Mahmudi beylerinden Sarı Süleyman tarafından 1649´da restore edilmiştir. Kalenin girişindeki damla şeklindeki armanın her iki tarafında zincirlere bağlı aslan kabartması bulunur. Van-Hakkari Karayolu´nun 60. kilometresinde yer almaktadır.

    Akdamar
    Ahh Tamara!..
    Çok çok eski yıllarda Akdamar’da yaşayan keşişler badem ağaçlarıyla dolu adaya kimsenin çıkmasına izin vermezlermiş. Kendi içlerinde kapalı yaşarlarmış. Adanın küçük topluluğu içinde Tamara adında bir kız yaşarmış ki güzelliği söze, dile gelmezmiş. Bir gün çevre köylerden bir delikanlı, ki iyi yüzücülüğüyle tanınır bilinirmiş, merak ettiği adaya yüzüp kıyıya çıkmış. Yorgunluk atarken badem toplayan Tamara’yı görüvermiş. Genç kızla delikanlı gözgöze gelmişler ve ikisinin de içine aşkın ateşi düşüvermiş. İki genç her gece Başkeşişten gizli buluşur olmuşlar. Gece ilerleyip el ayak çekilince Tamara bir fener yakıp işaret veriyormuş sevdiğine, delikanlı ışığa doğru sallıyormuş güçlü kulaçlarını. Böylece sürüp giderken, durumu öğrenen Başkeşişin kızı biraz da kıskançlıktan olacak, babasına arkadaşının sırrını ihbar etmiş. O gece de sıkı bir fırtına çıkmış, gölde dalgaların boyu yükselmiş.Tamara gölü tehlikeli gördüğünden feneri yakmamış. Başkeşiş de fırsatı yakalamış. Bir fener yakıp kıyıya çıkmış. Delikanlı feneri görünce fırtınaya aydırmayıp atlamış suya. Eh gönül bu, ferman dinlemez ki, fırtına dinlesin. Genç fenere doğru kulaç atar keşiş feneri adanın etrafında dolaştırır dururmuş. Bütün gece dolaşıp durmuşlar. Delikanlının gücü, dermanı kalmamış, dalgalarla başedemez olmuş, sular onu dibe çekerken bağırmış: Ah, Tamara!... Tamara çığlığı duyup koşmuş ki, sevdiği yitip gitmiş dalgalar arasında. Başkeşişin oyununu anlamış hemen ve o da kaldırıp atmış kendini sulara. İki sevgilinin cansız bedenleri Van Gölü’nün çırpınan sularında bir birine kavuşmuş.
    İşte adaya o günden sonra Ah Tamara denilir olmuş, zamanla Akdamar’a dönüşmüş.
    Doğrusu bu hikaye de Van Gölü’ne yakışmış.

    Etkinlikler
    Van İlinin Kurtuluşu: 2 Nisan

    İklim
    Van´ın iklimi karasal iklim olmakla birlikte Van Gölü´nün yumuşatıcı etkisi de bulunmaktadır.

      Forum Saati Paz Ocak 20, 2019 12:33 pm