Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    Mardin İLİMİZ

    Paylaş
    avatar
    ErKuT

    Mesaj Sayısı : 304
    Yaş : 26
    Nerden : FaTsA!..
    Rep puanı : 0
    Points : 2377
    Kayıt tarihi : 31/08/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/100  (1000/100)

    Mardin İLİMİZ

    Mesaj tarafından ErKuT Bir Perş. Nis. 02, 2009 4:50 pm

    Mardin'e Diyarbakır'dan giden karayolunun tümü asfalt. Diyarbakır'dan çıkıp Mardin yoluna girdikten sonra yol boyunca size sol tarafta dağlık alanlar sağ tarafta ise ekili alanlar eşlik eder.
    Yolun 70. kilometresini aşıp artık Mardin' e yaklaşmaya başladığınızda, eski adıyla Seyhan olan Sultanşehmus Türbesi' ni göreceksiniz.

    İster Diyarbakır üzerinden ister Urfa üzerinden Mardin e gelin, şehre, daha doğrusu şehrin eski merkezine yaklaştıkça göreceksiniz ki seyretmekte olduğunuz yolda giderek size yaklaşan heybetli bir kalenin üzerine oturtulmuş evler sizi karşılar.

    Şehir gezisi
    Mardin gerçek anlamda bir müze şehir. Aslında zaman zaman espri ile zaman zaman da gerçekten dile getirilen Bu şehrin giriş ve çıkışına birer kapı yaparak burayı bir Müze şehir yapmalı tezleri de, buradan kaynaklanıyor. Mardin; mimarisi, tarihi, kültürel yapısı, sosyal dokusu ile her açıdan bugüne kadar gördüğünüz şehirlerden farklı bir yer. Bir kalenin üzerine oturtulmuş olan şehir eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

    Mardin in 1960 lı yılların sonunda şehrin tamamının SİT alanı ilan edilmesiyle şehir içine yeni inşaat yapımı yasaklandı. O tarihten sonra bir yandan kamu birimleri şehir dışına taşınırken bir yandan da şehrin gelişmesine paralel ihtiyaç duyulan yeni yerleşim ve iş alanları da şehrin girişindeki düzlük alana indirilmeye başlandı.

    Şehrin girişindeki düzlük alan tanımı, herhangi bir yerde kullanılan düzlük alandan farklıdır. Çünkü Mardin de baştan sona yürüyerek 15-20 dakika sürebilecek, çift yönlü trafiğe bile uygun olmadığı için, araçların tek yönlü çalıştığı yalnız bir cadde vardır. Mardin i , evlerin çöpünün bile araç giremediği için ancak eşeklerle toplanabildiği, inişli çıkışlı daracık sokaklarını yürüyerek gezmenizdir. Gezdiğiniz sokaklarda aynı zamanda hepsi bölgenin özgün taşlarından işlenerek yapılmış tipik Mardin evlerini görebileceksiniz. Mardin'e olduğunuz yerden şöyle bir bakın daha sonra gördüğünüz o şehrin içine girip gezmeye başlayın. İçine girdiğinde insan kendini bir anda 16. yüzyılda bulmuş gibi oluyor.

    Bunu biraz daha yakından görmek isterseniz, her biri ayrı bir çarşının adı olan Dellallar, Kazancılar, Marangozlar, Hasan Ammar, Sokulbakar ve Babıssor a gidin.

    Geçmişe yolculuk
    Bu yerlerde 21. yüzyıla girerken 16 ya da 18. yüzyıldaki yaşamın izlerini göreceksiniz. Dükkanların yapısı, işleyiş, konumlanma ve bütün varlığı sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor.
    Mardin de, Sokulbakar dan başlayıp Bezzazlar, Sobacılar, Kasaplar çarşısını izleyerek

    Ulu Camii'den Dellallar Çarşısına, oradan da Kazancılar carşısına geldiğinizde, yolda hala semer yapan dükkanlara tanık olacak, daha önce koca bir çarşı iken şimde ancak birkaç dükkanın kaldığı Bakırcılar çarşısında bakır döven ustaların çekiçlerinden Mezpotamya ya yayılan ritmik seslerini duyacak, marangazlor çarşısında hala takunya yapan ustaları göreceksiniz.
    Bu arada Attarlar Çarşısına giderken yolda göreceğiniz leblebicilere şöyle bir uğrayıp, leblebi ustalarının taze taze önünüzde yaptıkları leblebiyi görün ve tadın. Mardin leblebisini tattıktan sonra bundan böyle leblebi dendiğinde aklınıza Çorum değil Mardin gelecektir.

    Söz yemekten açılmışken Mardin in özgün yemeklerini de anlatalım. Aslında bizim anlatmamız yerine size önerimiz Mardin in; kaburga. işkembe dolması, içli köfte ve etli ekmek gibi özgün yemeklerini tadmadan dönmeyin.

    Nasıl Gezmeli?
    Mardin yalnız şehir merkezi ile değil, çevresi ile de kültürel bir gezi için ideal bir yer.
    Önce mardin kent merkezi içindeki önemli noktaları, evleri, medreseleri, kiliseleri, ardından da Deyrulzaferan Manastırı başta olmak üzere Dara, Midyat ve Hasankeyf’i içine alan geniş bir alanı gezmeli.

    Kısacası Mardin ve çevresini hakkıyla gezebilmek için en az iki gün ayırmalı. Dünya Süryaniliğinin merkezi olan Deyrülzafaran, su sarnıçları ile Dara ve yine dünyadaki yaşayan arkeolojik birkaç şehirden biri olan Hasankeyf i de kattığınızda Mardin gezmeye doyulmaz bir şehir.

    Şehir'de görmeye değer yapılar
    Ulu cami: 12. yy da. Artukoğulları tarafından yapılmıştır. Caminin manaresi uzunluğu ve taş işçiliği bezemeleri ile dikkat çekiyor. Maneri kapısının üzerinde 1888 tarihi yazılıdır.

    Tarih
    Mardin, Hurrilerden beri bir yerleşim birimi olarak biliniyor. 12. yy başlarında kurulan şehir, Artuklular döneminde önem kazandı. Artuklular ı izleyen Akkoyunlu lar döneminde de parlak bir dönem yaşayan Mardin, bu dönemde kendine özgü bir konut mimarisi geliştirdi. Mardin evleri, bölgedeki özel taşların işlenmesi ile süslenmiştir.
    Mardin in adı, tarihte Perslerce Marde, Bizanslılarca Mardia, Araplarca Mardin, Süryanilerce Marde, Merdo, Merdi, ve Merdi olarak kullanmış. Merde ya da Merdo, Süryanicede kale, kaleler anlamına geliyor. Kimilerine göre ise mede adı bölgeye yerleşen Merde boyundan geliyor.

    Zinciriye Medresesi
    Artuklu Sultanı İsa adıyla anılan medrese, 1385 tarihinde yapılmıştır. Külliye cami, türbe ve ceşitli ek mekanlardan oluşuyor. Medresenin güneydeki basamaklarla çıkılan taç kapısı taş işçiliğinin adeta bir şaheseridir.

    Latifiye ve Şehidiye Camiileri
    1371 de Artuklular zamanında yaptırılmış, minaresi ise Musul Valisi Gürcü Reşit Paşa tarafından 1845 te yaptırılmıştır. Şeyh Çabuk adıyla da bilinen Şehidi ye Camisi ise15. yy a tarihlenmektedir. Deyrülzafaran Şeyh Zırrar Camisi: 13. yy da Artuklu Sultanı Emineddin tarafından yapımına başlanan ve 1108-1122 tarihleri arasında yaşayan kardeşi Necmeddin İlgazi tarafından minaresiz olarak yaptırılan cami, Emineddin Camisi olarak da biliniyor.

    Kasımiye Medresesi
    Yapınına Artuklular zamanında başlanıp Akkoyunlu Sultan Kasım zamanında bitirilmiştir.
    Kırklar Kilisesi: Mardin şehir merkezinde bulunan Kırklar Kilisesi, 569 yılında Şehit Mar Behnan ve kızkardeşi Sara adına yaptırılmıştır.
    Mar Mihail Kilisesi: Mardin şehir merkezinin güneyinde, şehirden kopuk bir yerde bulunan Mar Mihail Kilisesi, 186 yılında Kefertut Valisi tarafından yaptırılmış. İiqçinde Mar Yusuf, Mar Mihail ve Mar Sirasa ya ait mezarlar bulunuyor.

    Deyrülzafaran Manastırı
    Hristiyan dininin katolikleri için Vatikan ne ise, Süryaniler için de aynı olan, kısa bir süre öncesine kadar dünya Süryanilerinin merkezi olan Deyrülzafaran ı da mutlaka görmelisiniz.

    Dara
    Tarihte Dara Kalesi olarak geçen, Dara su sarnıçları, ise Mardin den Suriye sınırına giden Nusaybin yolu üzerindedir.

    Deyr-Ül Umur Manastırı
    Mor Gabriel olarak da bilinen Deyr-Ül Umur Manastırı, Midyat yakınında, temelleri 379 da atılarak bir tepe üzerinde kurulmuş. Manastır içinde Meryamana,Resüller, Kırk Şehit, Mar Şumuel, Mar Şem un adlarıyla anılan ibadethaneler, rahiplerin yaşama ve ibadet etme alanları, lahit ve mezarlık bölümü bulunuyor. Mar Gabriel, aynı zamanda Süryani Kilisesi tarafından Piskoposluk merkezi olarak da kullanılıyor.

    Hasankeyf
    Bir kez, Mardin e gitmişken Hasankeyf i mutlaka görün.
    Artuklular döneminin başkent olarak bilinen Hasankeyf, antik çağın ilk yerleşim alanlarından biridir. Kayaların oyularak konut haline getirildiği Hasankeyf adı Süryanice kaya anlamındaki Kifo dan geliyor.

      Forum Saati Perş. Ekim 18, 2018 4:38 pm