Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    Mozaik Sanatı

    Paylaş
    avatar
    Krall100

    Mesaj Sayısı : 161
    Yaş : 28
    Nerden : Ankara
    Rep puanı : 0
    Points : 1253
    Kayıt tarihi : 02/09/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/200  (1000/200)

    Mozaik Sanatı

    Mesaj tarafından Krall100 Bir Cuma Nis. 10, 2009 10:30 pm

    Sanat - Sanat Dalları

    Değişik renklerde, küçük taş, pişmiş toprak yada mermer parçalarının, geometrik biçimler, figürler yada fi­güratif sahneler oluşturacak biçimde yan yana getirilmesiyle yapılan resim yada bezeme.

    ESKİÇAĞ MOZAİKLERİNİN KONULARI

    Eskiçağ'da yapılan mozaikler, kamu yapılarının yada zenginlere ait özel evlerin duvarlarım veya tavanlarını süslemeye yarardı. Bu mozaiklerde çeşitli konular işlenirdi. Pompei'deki bir mozaikte bir savaş sahnesi ele alınmış, Albani Villası'ndaki bir baş­ka mozaikte bir felsefeciler okulu ko­nu edilmişti. Hadrianus'un villasında (Villa Hadriana) bulunmuş olan mozaikteyse su dolu bir kadehin kenarına konmuş dört güvercin görülür. Yemek odalarının döşemelerini oluşturan mozaiklerde de masadan düş­müş hissini veren kırıntılara, artıkla­rın görüntülerine yer veriliyordu. Bu "süpürülmemiş zemin" görüntülerine Delos'ta, Pompei'de, prokonsüllük dö­nemi Afrika’sındaki Eski Roma kent­lerinde rastlanmıştır. En büyük mozaikler (12 m uzunlukta, 10 m genişlikte) Kuzey Afrika'da ortaya çıkarılmıştır, bunlardan bazıla­rı Tunus yakınlarındaki Barda Sarayı'ndaki müzede sergilenir; müzede ayrıca Roma, İbrani yada Hıristiyan kökenli altı yüzün üstünde mozaik var­dır. İşlenmiş olan konular son derece çeşitlilik gösterir (mitoloji, tarih, ede­biyat, günlük yaşamdan kesitler, ye­mekler, oyunlar, av sahneleri, gladya­törlerin karşılaşmaları, hayvanlar, vb.)

    MOZAİK TEKNİĞİMozaik yapımı her şeyden önce düz bir fon gerektirir; titizce hazırlanan fon, yağlı macun yada çimento taba­kasıyla kaplanır; bu fon üstüne, sanat­çı, yapacağı figürlerin çevre çizgile­rini (yada konturlarını) çizer, ardın­dan macuna, figürün oluşması için ge­rekli parçacıkları (kimi zaman, 1 m2lik bir alan için 30 000 ile 50 000 arasın­da küçük küp biçimli parçanın gerek­tiği hesaplanmıştır) bir bir batırıp yer­leştirir. Daha sonra da bütün yüzeyi perdahlayarak yapıtını tamamlar. Bizanslı mozaikçilerin, desenin gerektir­diği durumlarda, küçük küp biçimli öğeleri, plastik bir belirtiyi sunabil­mek yada bir kıvrımı, vb. belirginleştirebilmek için, düzleme göre eğik bi­çimde kullanırlardı.

    MOZAİK OKULLARI

    Mozaik sanatının varlığını sürdürdü­ğü yerlerden biri de İtalya'dır. Ravenna'daki Sant'Apollinare ve San Vitale kiliseleriyle (İustinianos ve Theodora'nın mozaikleri) Roma'daki ilk Hıris­tiyan bazilikalarında Bizans dönemi­ne özgü mozaiklerin en güzel örnekleri bulunur.

    Mozaik sanatının yeniden kendini gös­termesi, XI. yy. başlarında, Venedik hükümetinin, Bizans geleneğinin çok iyi korunmuş olduğu İstanbul'dan (Ayasofya) çok sayıda mozaik sanat­çısını San Marco Bazilikası'nın (mo­zaikle kaplı 4 240 m2'lik bir yüzey) de­korasyonunda çalışmak üzere Venedik'e çağırdığı döneme rastlar. Bu olaydan sonra Venedik bir sanat merkezi haline geldi ve burada yetişen pek çok sanatçı, İtalya'nın her yanı­na yayıldı.

    XIII. yy.da Floransalı mozaikçiler ev­rensel bir üne kavuştular. XIV. yy.daysa Roma okulu sesini duyurma­ya başladı. Roma mozaikleri mermer, cam, vb.nden, boyu eninden uzun olan küçük parçaların birleştirilmesiyle oluş­turuluyordu. Bu parçaların boyutları gerçekleştirilen yapıtın büyüklüğüne göre değişiyordu. Mücevhercilik ala­nında kullanılan mozaik de bir çeşit Roma mozaiğiydi. XVI. ve XVII. yy.larda papalar oriji­nallerini Vatikan'a taşıyabilmek için San Pietro Bazilikası'nı süsleyen ve aralarında Raffaello'nunkilerin de bu­lunduğu pek çok ünlü tablonun moza­ikten kopyalarını yaptırdılar.

    MODERN MOZAİKLER

    İtalya seferinden döndükten sonra Napolyon Paris'te bir mozaik okulu kurdu ve yönetimini ünlü mozaik sa­natçısı Belloni'ye verdi. Varlığını an­cak birkaç yıl sürdürebilen bu okul, çok sayıda ve iyi nitelikli yapıt oluş­turdu.

    Meksikalı ressam Diego Rivera'run çalışmaları (Mexico'daki Ayaklanan­lar Tiyatrosu'nun dekorasyonu) bir kenara bırakılırsa, çağdaş sanatçıla­rın, çok seyrek olarak mozaik sanatı­na başvurdukları görülür. Bununla birlikte, Robert Delaunay'in iki moza­ik çalışması (Gereç Denemesi, 1938-1939), Fernand Leger'nin NotreDame d'Assy için yaptığı cephe ve Biot'da kendisine ayrılmış olan müze­nin, seramikçi Roland Briçe (Leger' nin hazırladığı maket üstüne) tarafından gerçekleştirilmiş olan cephesi, Jean Bazaine'in Unesco'nun Paris' teki merkez binası duvar süsleme­leri, Paris Radyoevi'ni süsleyen Jean Bazaine ve Gustave Singier'nin ça­lışmaları, vb. ilgi çekicidir.


    TÜRKİYE'DE MOZAİK

    Anadolu'da III. -V. yy.lardan kalma Roma mozaiklerine, Antakya ve çev­resiyle Ege bölgesinde Taşlanmakta­dır. Roma mozaikleri renkli taşlar bi­çiminde, insan ve hayvan figürleriyle yapılmıştır. Bizans'tan kalan mozaiklerse, daha çok İstanbul'da görülür. Ayasofya'da bulunan mozaikler, ke­mer, narteks, tonoz, galeri ve kubbe­lerde yer alır. Bunlar, renkli cam, taş, altın varaklarla yapılmıştır ve daha çok İsa ile Meryem'i betimlemektedir.

    Edirnekapı'daki Khora Kilisesi'nde (günümüzde müze olarak kullanılan Kariye Camisi) bulunan mozaikler XIV. yy.a aittir. Özellikle dış nartekste bulunan mozaiklerde, Meryem' in Beytullah’ına yaptığı yolculuğu an­latan altın varaklı mozaikle, Filistin' deki Nasıra kentini canlandıran mo­zaik en güzellerindendir. Çarşamba'daki Pammakaristos Kilisesi'nin (günümüzde Fethiye Camisi, XIII.- XIV. yy.) kubbesindeki dilimlerde yer alan 12 havari mozaiğiyle, ortada İsa'yı gösteren mozaik dikkat çekicidir. İstanbul Yedikule'deki Hagios İoannes Prodromos Bazilikası'ndaki (günümüzde İmrahor İlyas Bey Camisi, XIII. yy.) yer mozaiği mermerdendir ve geç­meli motif biçiminde yapılmıştır. İs­tanbul'daki eski Mozaik Müzesi'nde VII.-IX. yy.lara ait hayvan figürlü, renkli taş mozaikler bulunur. İstanbul dışında, İznik'te (İznik Ayasofyası, XI. yy. sonrası), Kadirli'de ve Misis'te bulunan bazilikalarda, Bursa'da Orhan Gazi Türbesi'nin yapıl­dığı yerde bulunan eski Bizans yapı­sının kalıntılarında, Demre'de Aziz Nikolaos Kilisesi'nde, vb.nde yer mozaiklerinin değişik örnekleri görü­lür. Anadolu'da Türklerin yaptığı mimar­lık eserlerinde, mozaikten çok çini süslemeye önem verilmiştir. Anadolu'da, Artukoğullarına ait Marufiye Medresesi'nde (XII yy.) selsebilde bulunan taş mozaikler, siyah ve beyaz olmak üzere iki renkli olarak düzenlenmiştir. Altıgenler, üçgenler, yıldızlar ve baklavalar biçimindedir. Taş mozaiğin bir başka örneği de Di­yarbakır Artuklu Sarayı'nda bulunur (XIII. yy.). Daha önce Roma ve Bi­zans'ta görülen cam mozaikler ilk kez bu sarayda kullanılmış, ama sürdürülmemiştir. Cam ve taş mozaikler, selsebilli havuzda ve su kanallarında kullanılmıştır. İç içe ve geometrik motiflerden oluşan bu mozaikler çok renklidir. Özellikle siyah rengin kul­lanılış biçimi ilgi çekmektedir. Anado­lu'da gerek beylikler, gerekse Selçuk­lular dönemindeki mimarlık yapıları­nın iç süslemesinde daha çok mozaik çini kullanılmıştır (Konya Karatay Medresesi, Malatya Ulucamisi; Bey­şehir Eşrefoğlu Camisi). Sonraki dö­nemlerde, özellikle Osmanlılarda, mo­zaik süslemenin yerini çini levhalar almıştır.

    ANADOLU DIŞINDAKİ TÜRK MOZAİĞİ

    Anadolu dışında Gaznelilerde ve Karahanlılarda çini mozaiklerin kullanıl­dığını gösteren kimi kalıntılar bulun­muştur.

    Mısır'da Memluklara ait Şeceretüddür Türbesi'nin (1257) mihrabında ilk olarak altın zemin üstüne renkli mo­zaik süsleme görülür. Kahire'deki Kalavun külliyesinde (1285) caminin mihrabında, türbe duvarlarında selsebilli havuzda mermer, taş ve altın mozaik kullanılmıştır. Mısır'daki Tolunogullarına ait Ahmet Bin Tolun (yada Tolunoğlu) Camisi'nde,(876-879) Memluk­lar döneminde yapılan altın mozaikli mihrap, döneminin en güzel örnekle­rindendir. Memluklara ait öbür yapı­larda mozaik süslemeye büyük ölçü­de yer verilmiştir.



    Alıntıdır...

      Forum Saati Paz Ara. 17, 2017 1:32 am