Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    Arkaik Dönem Yunan Heykel Sanatı

    Paylaş
    avatar
    Krall100

    Mesaj Sayısı : 161
    Yaş : 28
    Nerden : Ankara
    Rep puanı : 0
    Points : 1253
    Kayıt tarihi : 02/09/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/200  (1000/200)

    Arkaik Dönem Yunan Heykel Sanatı

    Mesaj tarafından Krall100 Bir Cuma Nis. 10, 2009 10:35 pm

    Arkaik, sanat tarihinde, herhangi bir uy­garlık sanatının ilk evresi; olgunluk ça­ğına geçmeden evvelki başlangıç dönemi demektir.

    Arkaik dönem Yunan heykelleri, Mısır ve Mezopotamya heykelleri gibi hareket­siz, frontal ve katı görünüşlüdür. Ancak, Mısırlılar kol ve bacaklara kısmen hareket getirmiş ve yüzü canlandırmışken; Yunan­lılar bunu gövdede de başarabilmişlerdir.

    Formlar sade, figürler sert ve stilize edilmiş gibidir. Ancak, etkili bir ifa­deye sahiptirler. Bazı eleştirmenler, mimarîde oldu­ğu gibi, heykelde de Dor (Girit-Pelo-penes) ve İyon (Anadolu) ekolü ayrımı yapmaktadırlar. Birinci ekolde iri ya­pılı, adaleli ve çıplak erkek heykelleri ön plândadır. Özenle işlenen vücudun organları arasında bir uyum sağlanma­ya çalışılmıştır.

    Delfı'de bulunan "İki Delikanlı Heykeli", bu tipin özgün örneklerinden biridir Sisam'da bulunan bir kadın heykeli ise İyon ekolüne dahil örnekler ara­sındadır Elbisesi ve ay­rıca omuzlarından beline dek sarkan bir örtüsü vardır.

    M.Ö. VII. yy. sonlarında ve VI. yy.'ın ilk yarısında Atina'da her iki ekole ait heykeller bulunmaktadır. Bunların vücutları daha yumuşak ve daha yuvarlak biçimde işlenmişlerdir. Çehrelerine dolgun ve oval bir şekil kazandırılmıştır. VI. yy.'in ilk yarısında, Atina Akropol'ündeki bazı binaların alınlıkları kalkerik taş heykellerle süslenmiştir. Bunlar boyarımışlıkları ve hareketlilikleriyle dikkati çekmektedir.

    MÖ. VI. yy.'in ikinci yarısında, çoğunluğu kadınları tasvir eden mer­mer heykeller de, uzun etekli bir entari içinde yapılmışlardır. Saçlar özenle ta­ralıdır. Dudak uçlarının hafifçe yukarı kaldırılmasıyla, yüzlerine tebessüm ifadesi verilmiştir. Yunan heykelinin Arkaik devresi hakkında ayrıntılı bilgimiz yoktur. O dönemde mimarî üslûp bakımından do­ruk noktasına ulaştığı hâlde, heykel sanatı aynı düzeyde gelişmemiştir.

    Mi­marî ve heykeltı­raşlık arasındaki eşitsizliğin sebebi, heykeltıraşların sert taşlan istedik­leri gibi işleyebil­mesini sağlayacak teknikten yoksun olmalarıdır. Bu du­rumda sanatçı, ta­şın kendi doğal ni­teliklerinden fayda­lanarak, onu olabil­diği kadar üstün bir şekle sokmaya ça­lışmıştır.

    Buzağı Taşıyan Adam heykelinde malzemeye (taşa) uymak zorunda kaldığı kolaylıkla iki kol ile adamın başı, heykele büyük boyutlu bir alçak kabartma havası ve­recek kadar gövdeye yakın tutulmuş­tur. Bu demektir ki, sanatçı taşı fazla oymaya cesaret ya da imkân bulama­mıştır. Ağız dışarıya fırlamış, burun ve gözler taşın yontulmasından çok, oraya sonradan eklenmiş gibi durmaktadır. Kompozisyon tamamen cepheden ve diktir. Heykele bakıldığın­da, kare etkisi bırakan bir çalışma yapıldığı görülmektedir.

    Alıntıdır...

      Forum Saati Paz Ara. 17, 2017 1:36 am