Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    ~~~Barok ~~~

    Paylaş
    avatar
    Krall100

    Mesaj Sayısı : 161
    Yaş : 28
    Nerden : Ankara
    Rep puanı : 0
    Points : 1253
    Kayıt tarihi : 02/09/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/200  (1000/200)

    ~~~Barok ~~~

    Mesaj tarafından Krall100 Bir Cuma Nis. 10, 2009 10:36 pm

    Sanat - Sanat Tarihi

    XVII. yy. başlarında katolik ülke­lerde, mimarlık, heykelcilik, resim ve süsleme sanatları alanlarında, Rönesans dönemi klasisizmine bir tepki olarak ortaya çıkan üslup. Barok doğrultuda yapıt veren ilk sanatçılar, Papalık tarafından ve Karşı-Reform'un yarattığı sanat akımı tarafından yüreklendirildiler. Cizvitlerîn öncülüğünü yaptığı. bu yeni sanat akımı değişik dönemlerde Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde ve Latin Amerika'da bütün XVII.-XVIII. yy'lar boyunca, çeşitli ölçü­lerde ilgi uyandırdı.XIX. yy'ın sonuna kadar eleştiriye uğrayan ve beğenisizlikle suçlanan barok üslup, apansızın beklenmedik bir değer kazandı; öyle ki eleştir­menler XVII.-XVIII. yy'lardaki bü­tün sanat etkinliklerini barok sanat çerçevesi içine almaya yöneldiler (oysa XVII. yy. uzun süre, yalnızca klasisizm çağı sayılmıştı).Genel olarak İtalya'da barok sana­tın ortaya çıkış tarihi, Maderno'nun kesik alınlık kullandığı tarihe denk düşer.

    BAROK ÜSLUBUN YARATICILARI

    Barok üslubun gerçek yaratıcıları Papalık kurumunun siparişleriyle desteklediği Borromini, Pietro da Cortona, Maderno, özellikle de Bernini gibi büyük mimarlardır. Kısa sürede doruk noktasına ulaştırılan bu sanat, İtalya'nın her yanına yayılmış, yarım yüzyıllık süre içinde (1620-1675) söz konusu bu sanatçı­lar, Roma'yı görkemli anıtlarla süsle­mişlerdir. Anıtların fanteziye kaçan yapılan ve akıldışı süslemeleri, klasizmin ağırbaşlılık ve kuruluğuna karşı,düşgücünün şiddetli bir tepkisi sayılabilir. Germen barokunun kay­nağı olarak kabul edilen Borromini' nin yapıtları, en abartmalı olan ör­neklerdir: Bazı girintileri ve çıkın­tıları olan dalgalı yüzeylerin, eğri çizgilerin, iç yüksekliğe denk düş­meyen düzenlerin üst üste kullanıl­ması (Carlino kilisesi bunun en ku­sursuz örneğidir). Roma'da, Grassi tarafından Domenichino'nun plan­larına dayanılarak yapılan S. İgnazio kilisesi, Santa Maria in Pace, San Carlo al Corso, S..Vincenze ve S. Anastasio kiliselerinin Martino Longhi tarafından yapılan cepheleri, Venedik'teki Santa Maria della Salute (Longhena'm yapıtı) kilisesi ya da Torino'daki Carignano sarayı,yüzyıl sonra Orta Avrupa'da da yapılmaya başlanan bu garip ve karmaşık planlı yapıların ilk örnek­leridir. Mimarlık alanında temel kurallara bağlı kalan Bernini'yse yapıtlarında çarpıcı bir etki uyan­dırmaya çalışmış, San Pietro bazi­likasını tamamlayarak bu alandaki bütün yeteneğini ortaya koymuştur. Bernini'nin iç düzenlemede çokrenklilik ve gösteriş öğelerini işin içine katması, baldaken bölümünün tiyat­roya özgü bir nitelik taşıması, renkli mermerden yapılmış mozaikler, gör­kemli bir biçimde düzenlenmiş alan­daki sıra sıra sütunlar ve büyük boyutlu heykeller, bütün bunları gerçekleştirmiş olan sanatçının sah­neleme yeteneğini ve barok anlayı­şın, dinsel töreni dindışı bir gösteri olarak benimseme eğilimini yansıtır. Süsleme heykelciliği, mimarlık ya­pıtlarına eklenmiş abartmalı bezek­lerden oluşur ve öğeleri arasındaki şaşırtıcı dengesizlikle, çarpıcı bir görünüş sunar. Bu tür yapılarda, sözgelimi heykel yerleştirüebilmesi için alınlık yerine kırık alınlık kul­lanılmaya başlanmış, yapıların cephelerine dalgalı bir görünüm veril­miş, ayrıca hiçbir şey taşımayan ayaklar ya da sütunlarla daha da belirginleştirilmişlerdir; öte yan­dan, ateş çanakları, tırabzanlar, yaprak ya da çiçekten oluşan bezek kuşakları, hareket halinde gerçek­leştirilmiş portreler, kalkanların temeline ya da çatıların tepesine ağır ve hantal bir görünüm kazan­dırmıştır.

    Süsleme resimleri alanında, barok üslupta yapıt vermiş ilk sanatçı Pietro da Cortona'dır. Resimlerinde gözaldatımlanna, ışık oyunlarına, vb. yer vermiş, resimlerin uzamını kornişlerdeki yalancı mermerler ve çoğunlukla yaldızlı olan mimari yapı kopyalarıyla doldurmuştur. Yapıt­larında eğik çizgilerden oluşan gö­rüntülere raslamak alışılmış bir ol­gudur. Işık, gökyüzü ve hareket ha­lindeki bulutlara da önemli görevler yüklenmiştir. Bütün bunlar kolay yok olmayacak bir modanın belirgin özellikleridir.Heykel sanatı Bernini'nin doğrul­tusunda, ince bir beğeni anlayışını hiçe sayarak, aşırı ölçüde anlatım­cılığa (dışavurumculuk) yönelmiştir. Biçimler, hareket ve tumturaklı bir anlatım içinde apansızın belirginle­şirler. Bu yeni heykelcilik anlayı­şında sanatçılar, işlenmesi olanak­sız olan konuları araştırmışlardır. Barok sanat "hareketin estetiği" diye tanımlandığında, özellikle Ber­nini'nin örnek konuları işlediği heykel sanatı akla gelir: Daphne'nin başkalaşımı; Azize Teresa'nın vec­di. İkinci derece sanatlardaysa, daha çok süsleme aşırılığına, yalan-cı'parlaklığa, içi oyulup dışı yontu­larak işlenmiş, dengeden yoksun ve bakışımsız biçimlere yer verilmiştir. Barok üsluptan doğan rokay ve rokoko üslupları, XVIII. yy'da barokun yerini almıştır.

    Alıntıdır...

      Forum Saati Paz Ara. 17, 2017 1:40 am