Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    Bizans Sanatı

    Paylaş
    avatar
    Krall100

    Mesaj Sayısı : 161
    Yaş : 28
    Nerden : Ankara
    Rep puanı : 0
    Points : 1253
    Kayıt tarihi : 02/09/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/200  (1000/200)

    Bizans Sanatı

    Mesaj tarafından Krall100 Bir Cuma Nis. 10, 2009 10:40 pm

    Sanat - Sanat Tarihi

    Bizans uygarlığı, İustinianos döne­minde (527-565), Yunan-Roma, Doğu (İran, Suriye, Anadolu) ve barbar sanatlarının kaynaştığı parlak bir sanat yaratmıştır. Gösterişliliği, aşı­rı süsleri, çokrenkliliği ve simgeciliğiyle bir yandan Kilise'nin gücünü, bir yandan da imparatorları yücel­ten bu sanat, uzun süre Ortaçağ hıristiyanlık dünyasını etkilemiş ve ilk ikona örneklerinin doğmasına yol açmıştır. Bizans sanatının gelişme­sinde üç önemli dönem ayırt edilir. İustinianos zamanında başlayan bi­rinci dönem, VII. ve VIII. yy'larda müslümanlara karşı sürdürülen sa­vaş nedeniyle duraklamıştır; Make­donyalılar (867-1057) ve Komnenoslar (1081-1185) zamanındaki ikinci gelişme döneminde, Bizans sanatı, özellikle Akdeniz havzasındaki ülke­lere (özellikle de Sicilya'ya), hıristiyanlığı yeni benimsemiş İslav ülke­lerine (Kiev ve Vladimir) ve Kafkas­ya'ya kadar yayılmıştır; Palaiologoslar zamanındaki üçüncü dönemdeyse, özellikle resim alanında büyük gelişmeler göstererek, Balkan ülkelerine de yayılmıştır. MİMARLIK. En belirgin özelliği kubbe olan Bizans mimarlığında Doğu, Yunan ve Roma etkileri kay­naşmıştır (uzmanlar bu etkilerden bibinin öbürüne göre ağır bastığı görüşünü benimsemezler). Ama et­kiler ne olursa olsun yeni Bizans ki­liseleri, IV. —V. yy'larda Anadolu' da ve Suriye'de gelişmiş olan, kar­maşık özellikler içeren eski hıristiyan mimarlığının bir sonucuydu. Söz konusu bölgelerde eski kubbe biçim­lerine (İranlılardan alman tonoz bingi üstüne kubbe ve Anadolu'ya özgü olan bingi üstüne kubbe) ve çeşitli yapı planlarına raslanır. Bizans mimarlığı da bu planları be­nimsemiştir: Merkez plan ve değişik biçimleri; İstanbul'daki Küçük Ayasofya kilisesi (Aya Sergios ve Bakkhos kilisesi) ile Ravenna'daki San Vitale kilisesinin sekizgen plan­ları; din şehitleri kiliselerinde ve vaftiz yerlerinde dairesel plan (Se­lanik'teki Aya Yorgi ile Aya Karpos ve Papiros); haç biçiminde plan (bu plana göre yapılmış anıtlar günü­müze kalmamıştır; ama Venedik'teki San Marco'nun planı bunun bir ben­zeridir); tek sahınlı bazilika planı (Efes'teki Teslis kilisesi) ya da üç şahını ve yarım kubbe biçiminde bir (ya da üç) absidi olan bazilika planı (Selanik'teki Aya Demetrios ve Girit' teki Aya Titos). İustinianos döneminde eskiden hıristiyan dünyasında yaygın olan Bazilika tipi, sahının üstüne boyla­masına birçok kubbe yerleştirilerek değişikliğe uğratıldı. Yanmış olan Theodosius bazilikasını (Ayasofya) İmparator İustinianos'un buyruğuy­la 532-537 arasında yeniden yapan Ayasofya'nm mimarları Tralleisli Anthemios ile Miletoslu İsidoros da bu değişikliği benimsediler: Değişik planları kaynaştırarak 31 m çapın­da ve 54 m yüksekliğinde büyük bir kubbe yapmayı sağlayacak bir teknik geliştirdiler ve kubbeyi iki yarım, dört küçük kubbeyle destek­lediler.Yapıların dışında görülmeyen mi­marlık süslemeleri, yapı içlerinde görkemli bir görünüm kazandı. Heykelcilik, kabartmalar biçiminde gerçekleşirken, çeşitli süsleme mo­tifleri de işlemeciliği çağrıştırıyor­du. Kabartmalara özellikle sütun başlıklarında ve kornişlerde yer ve­riliyordu. Bizans sanatında özellikle renk öğesi ağır basmakta, sanatçı­lar geliştirdikleri mozaik sanatında bu öğeden büyük ölçüde yararlan­maktaydılar. Kubbelerin iç duvarla­rında ve tonozlarda çeşitli olayları anlatan büyük kompozisyonlar yer alıyor, bu tekniğin esneklikten yok­sun olması, Bizans üslubunun özelliklerini belirginleştirmeye yarıyor­du: Figürlerin cılız, kaskatı ve donmuş gibi görünmeleri ve her türlü bireysel anlatımdan yoksun olmaları. Bizans sanatının gerçekle hiçbir bağlantısı yoktur, tek anlatım yolu da simgeciliktir. Özgünlüğü, ikono­grafisini düzenleyen dinsel öğretiler­den kaynaklanır: Bizans sanatında dinsel konular önemli yer tutar, üstelik birkaç tekdüze örnekle sınır­landırılmışlardır. VIII. yy'dan önce yapılmış olan mozaiklerin büyük bölümü ikona kırıcılar tarafından yok edilmiştir. Günümüze kalan Bizans mozaiklerinin en güzel örnek­leri, istanbul'da (Ayasofya'da, Ka­riye ve Fethiye camilerinde) ve Ravenna'da (San Vitale ve Sant' Apollinare kiliselerinde) yer almak­tadır.Bizans mimarlığındaki süsleme öğe­leri, Akdeniz havzasındaki tapınak­lara, Norman fetihlerinden sonra özellikle de Sicilya'ya yayılmıştır. Fresklerde, XII. yy'dan sonra moza­iklere özgü konuların yer aldığı gö­rülür. Bizans freskleri, XIV.—XVI. yy'larda Balkan ülkelerine ve Rusya'ya da yayılmıştır. HEYKEL SANATI. Bizans heykel sana­tı, özellikle fildişi işlemeciliğiyle gelişmiştir. Bu alanda Bizans heykel­cileri helen geleneğinin dolaysızsürdürücüleri sayılırlar. Başlıca ko^nular, Yunan mitolojisinden, hıristiyanlık tarihinden alınmıştır. DİNSEL KUYUMCULUK. Bizanslı­lar, kutsal eşyalara yeni biçim vermişler ve bu alana yeni süsleme örnekleri getirmişlerdir. İran köken­li olan minecilikse, Bizans İmpara­torluğunda VI. yy'da ortaya çıkmış­tır. Venedik'teki Pala d'oro diye ad­landırılan sunak, işlemeleriyle Bi­zans sanatının bütün özelliklerini taşıyan gerçek bir örnek yapıttır. İKONALAR. İkonalar Bizanslılar tarafından yaratılmışlardır. V.' yy' da yapılmış en eski ikonalar, çokrenkli olarak işlenmiş kuyumcu­luk ürünleriydi. Kesilmiş altın ya da gümüş levhalara yer yer değerli taş­larla kakma yapılırdı. Boyanan bölümlerse yalnızca azizlerin yüzü ve elleriydi. Sonradan ikonalar, bü­tünüyle ince mozaikten yapılmaya başlandı; ardından, daha ucuz olan boyama yöntemine başvuruldu (bo­yanarak yapılan ikonalar, özellikle Palaiologoslar döneminde ortaya çıktı). V. yy'dan başlayarak gelişen ikona sanatı, XII. yy'dan sonra çeşitli ülkelere yayılmıştır; bu alan­daki en güzel örnek Moskova'daki Tretiakof Müzesi'ndedir

    Alıntıdır...

      Forum Saati Paz Ara. 17, 2017 1:35 am