Sitemizden daha iyi faydalanmak için giriş yapın.Eger kayıtlı degilseniz kayıt olun...

    Hitit Sanatı-Mimari

    Paylaş
    avatar
    Krall100

    Mesaj Sayısı : 161
    Yaş : 28
    Nerden : Ankara
    Rep puanı : 0
    Points : 1253
    Kayıt tarihi : 02/09/08

    Puanlar
    Puan grafigi. Puan grafigi.:
    1000/200  (1000/200)

    Hitit Sanatı-Mimari

    Mesaj tarafından Krall100 Bir Cuma Nis. 10, 2009 10:47 pm

    M.Ö. 2000-1800 yıllarında Orta Anadolu'ya yerleşen Hititler, Hattuşaş (Boğazköy)'ı başkent yaparak bir devlet kurmuşlar, zamanla Ön Asya'mn en güçlü devletlerinden biri olmuşlardır.M.Ö. 1200'lerde Büyük Hitit Devleti yıkılmış, fakat devlet tamamen or­tadan kalkmamıştır. Doğu Torosların güneyinde (Orta ve Kuzey Suriye ara­sında) VII. yy.'a kadar Geç Hitit Devletleri olarak yaşamışlar, bu tarihte Asurlular tarafından ortadan kaldırılmışlardırAnadolu'da 1100 yıl yaşamış olan Hititler, kendilerinden önceki Anadolu kültürlerinin mirasçısı olmuşlardır. Devlet sona erinceye kadar bu kültürlerin dil, edebiyat, din anlayışları ve sanat nitelikleri aynı siyasî birlik içinde devam etmiştir.Hitit sanatı, diğer tüm Eski Çağ doğu toplumlarında olduğu gibi, dinî ni­teliklidir. Bu sanatlarda Mezopotamya ve Mısır'ın etkileri bulunmaktadır. Ancak, büyük bir krallığa erişildiği dönemde kendi kimliğini bulan Hitit

    sanatı, kendine özgü nitelikler kazanmıştır. Hatta Anadolu dışına taşan Hitit kültürü; Suriye, Mısır ve İyonlar aracılığıyla Batı dünyasım etkilemiştir.



    a) Hitit Mimarisi : Hitit mimarîsinin en önemli özelliği ve yeniliği anıtsal (abide­vî) oluşudur. Erken Hitit dönemi yapılarında başlayan anıtsallık, imparatorluk döneminde daha büyük boyutlara ulaşmış ve anıtsal kentler meydana getirilmiştir. Bunu en iyi izleyebileceğimiz yer Hattuşaş'tırBinaların temelleri ve alt katlar, oldukça iri taşlarla örülüdür. Bu dev boyutlu taşların yam sıra; surlar, kentin girişindeki yapılar, yamaçlı alanlar­daki yüksek merdivenler de anıtsallığı sağlayan diğer özellikler arasındadır. Yapılarda taşın yam sıra; duvarlarda tuğla ve kerpiç, çatılarda ahşap kullamlmıştır. Bu çatılar düzdür. Başlangıçta sütun tamnmadığı için bunun yerine dört köşe direkler kullamlmıştır. Şehirlerin savunulması için sur duvarları ve kuleler yapılmıştır. Bunlar hücum merdivenleri ve yer altı tünelleriyle donatılmıştır. Potern denilen bu geçitler, surlara hem kaçış hem de hücum ve baskın niteliğini kazandırmışlardır. Potern ya­pımı için, toprak, hendek bi­çiminde kazılır, ilk taşlar harçsız olarak (bindirme tek­niğiyle) üçgen geçitli bir ara bırakacak şekilde örülürdü. Daha sonra bunun üstü top­rakla örtülürdü

    Hattuşaş şehrine üç kapı­dan girilirdi (Kral Kapısı, Aslanlı Kapı ve Yerkapı). Bu kapılar sfenksler. Tanrı kabartmaları ve aslan heykelleriyle süslenmişlerdir
    Tapınaklar: Dikdörtgen veya kare meydanların etrafında gruplanmış yapılardan meydana gelmiştir. Örneğin Hattuşaş, yedi büyük ve iki düzine kadar küçük tapınağa sahiptir.

    Saraylar, ülke yönetimi için kararların alındığı birimleri, kral ve krali­çenin kaldığı özel odaları, arşivleri ve toplantı salonlarını içine alan temel yapılardandır.

    Kaniş ve AcemhÖyük'te (Niğde) bulunan saraylar 50-60 odalı olup, Hititlerin erken devirlerine aittir.

    Alıntıdır...

      Forum Saati Paz Ara. 17, 2017 1:39 am